Sayın Hakan Dinçtürk’ün sosyal paylaşım sitesi’ndeki yazısını okuyunca utandım.

Okuyun dostlar…
“Bugün (2 Mayıs Cumartesi günü) Bursaspor Basketbol takımı aldığı galibiyet ile ligde kalmayı garantiledi. Bu sezon özelinde konuşulacak, söylenecek çok şey vardı. Sezon sonunu bekledim. Ne yazık ki 4 milyonluk şehirde koca sezon bir adamın tek başına verdiği ekonomik ve yönetimsel mücadele ile geçti. Sezon boyunca sosyal medyada yapılan bir kısım haksız eleştirileri gördüğümde ise 2017 yılında o dönemin başkanı tarafından kapısına kilit vurulmak istenen Bursaspor Basket takımının kapanmasını yine tek başına engelleyen Sezer Sezgin kardeşimin o efsane mücadelesine bire bir şahit olmuş bir kişi olarak iki kat daha fazla üzüldüm. Sezar’ın hakkını Sezar’a, Sezer’in hakkını ise Sezer’e vermek gerekli. Bursa Basket alt liglerde mücadele ederken Anadolu’nun her kasabasında da takımın yanında Sezer Sezgin vardı. Bu takıp Bologna’da Eurocup finali oynarken de Sezer Sezgin vardı. Sezon boyu ona yapılan bir kısım vefasızlıklar açıkçası içimi çok acıttı. Eleştiri haktır. Ancak sorumluluktan kaçılarak yapılan eleştiri ise en kolay davranıştır. Hayatımda Sezer Sezgin kadar “Kan kusup, Kızılcık şerbeti içtim.” diyen birisini görmedim. Sezon boyunca camia zarar görmesin diye hep suskun kaldı. Bir sezonu böylece kazasız belasız hayırlısı ile bitirdik. Bursaspor Basketbolun şanlı renklerimiz ile bizi TBL’de temsil ettiğini lütfen kimse unutmasın. Bize düşen… Şehir olarak Sezer başkanı önümüzdeki sezon tek başına bırakmamaktır. Eğer güç birliği sağlanmaz ise bu sezon gördüğümüz kabus önümüzdeki sezon acı gerçeğimiz olarak karşımıza çıkacaktır. Şimdiden söyleyeyim. Sonrasında hepimiz çok üzülürüz.”
Utandım bu yazıyı okuyunca.
Aradım Hakan Bey’i kutladım.
Yazısını kullanma izni aldım ve sizlerle paylaşma gereği duydum.
Duydum ki…
Benim gibi birilerinin de yüzleri kızarır ve utanır.
Geçen haftaydı oğlum aradı ve “baba pazar günü Bursaspor Basketbol takımımızın yanında olmalıyız. Ligin son sırasındaki takımı yenmemiz gerek ve hep birlikte orada olalım.”

Ki o gün Bursaspor futbol takımının şampiyonluk kutlaması vardı.
Olsam ne olur olmasam ne dedim.
Bir hafta önce Soma maçında stattaydım ve şampiyonluğu kutlamıştım.
Nerede gereksinim var?
TOFAŞ Spor Salonu’nda Bursaspor Basketbol takımının maçında.
Oradaydık ailece.
Salonun dolmadığını görünce üzüldüm.
Bu önemli maçta salon neredeyse yarı yarıya doluydu.
TEKSAS olması gereken yerde değildi.
Neden?
Aklımız hep futboldaydı da ondan.
Velhasıl dostlar utanıyorum…
Bunca zaman Sezer Sezgin’e ve Bursaspor Basketbola gazeteci ve 60 yıldır Bursasporlu olarak destek olmadığım için.
Utanıyorum…
Bursasporluyum diyorum da Bursaspor Basketbolun düşmemek için bir kişinin omuzlarına yüklediğimiz acıyı, sıkıntıyı düşünüyorum…
İçim acıyor, utanıyorum.
Bursaspor dün İstanbul’da heyecandan yerimizde oturamadığımız maçta Safiport Erokspor’ 83-82 yenerek ligde kalmayı garantiledi.
Ne güzel yazmış Hakan Bey…
“Ne yazık ki 4 milyonluk şehirde koca sezon bir adamın tek başına verdiği ekonomik ve yönetimsel mücadele ile geçti.”
Acı gerçek bu.
Gerçekler acıdır, içimizi acıtsa da doğrudur.
Üzgünüm ve başım önde Sezer Başkan.
Kutlarım sizi.
Bursaspor’un başını öne eğmediniz İstanbul semt takımlarına ve bazı zibidilere karşı mahcup etmediniz.
Siz bunu başardınız.
Ya biz?
Utanıyorum Sezer Başkan.
Ve…
Başkan Sezer Sezgin’le bugün görüştüğümde önümüzdeki sezon dedim.
“Kayhan Abi Enes Çelik Başkan’la bugün yarın görüşecek ve ona göre bakacağız” dedi.
İyi olması en büyük dileğim.
Söz veriyorum ömrüm yeterse önümüzdeki sezon elimden gelen desteği vermek için salonda olacağım.
Çünkü bir daha bu üzüntüyü ve utancı yaşamak istemiyorum.
Bursasporluyum diye gurur duyuyorsam formasında Bursaspor arması taşıyan her takımın yanında olmalıyım.
