Evet, dün Özlüce’deydik.
Takımın basına açık antrenmanında yine yeşilin ve beyazın heyecanı vardı.
Ama en büyük heyecanı Teknik Direktörümüz Adem Çağlayan ile yaşadık desem yeridir.
Çünkü hoca, gazetecilerle o kadar samimi ve içten bir muhabbet gerçekleştirdi ki, herkes oradan umutla ayrıldı.
Adem Hoca’nın en başta söylediği söz beni etkiledi:
“Eğer bu takımın şampiyon olamayacağına inanırsam, bir kuruş talep etmeden çeker giderim.”
İşte bu kadar net.
Bu sözü ancak ya gerçekten inanan ya da sorumluluğu omuzlarına alabilecek kadar cesur biri söyler.
Ve görünen o ki hocamız iki yönden de bu sorumluluğu taşıyor.
Tepki Bana Olsun, Oyunculara Değil
Sosyal medyada futbolculara yüklenilmesini doğru bulmadığını açıkça söyledi.
“Tepki varsa bana gelsin, çünkü sorumluluk bende.”
Ve önemli bir cümle daha kurdu:
“Ben sadece Adem Çağlayan değilim, Bursaspor teknik direktörüyüm. O koltuğa edilen laf, camiaya edilir.”
Bir teknik direktörün camianın büyüklüğünü içselleştirmesi önemli.
Pro Lisans kurslarında bile Bursaspor’un büyüklüğü konuşuluyormuş.
Hocamıza saygı duyuyorlarmış gururlandık.
İstatistiklerle Konuşuyor
Baskılı oynamıyor muyuz?
Hoca çok net:
“Bu sezon Kırmızı Grup ve Beyaz Grup dahil, en çok gol pozisyonuna giren ve şut çeken takımız.”
Rakamlara güveniyor, takımına da.
Transfer Konusu
Forvet transferi meselesi…
Evet, herkesin dilinde ama hocanın yaklaşımı net:
“Muhammet, Emrehan, İdris varken birini dışarıda bırakmadan transfer olmaz.
İdris sakatlık geçirdi ve döndü, 3 forvetle yola devam edebiliriz.”
Tabii başkanımızın sürprizlere açık bir karakter olduğunu da unutmayalım.
Son gün bir flaş hamle gelirse şaşırmam.
Sonuç mu?
Hocanın bu kadar sahiplendiği bir takım için bizim de sabır göstermemiz gerekiyor.
Sosyal medya eleştirisi yapmak kolay, ama bu takım genç ve desteğe ihtiyacı var.
Saha içini teknik ekibe, tribün gücünü taraftara bırakın.
Bu yazıdaki her kelimeye imzamı atarım.
Çünkü inanç varsa başarı da gelir.
Bugün hocamız inandığını gösterdi.
Peki ya biz?
YORUMLAR