Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Kayhan Kaymaz
Kayhan Kaymaz

Önünde Türk varsa…

Bir cümlenin önünde Türk varsa bilin ki onlar yurtseverlerdir.

Bir cümlenin önünde Türk varsa bilin ki onlar bayraklarına, vatanlarına, dinlerine, istiklal marşlarına sahip çıkanlardır.

Bursam Medya -

Bir cümlenin önünde Türk varsa güvenin onlara.

İşte örnekler…

Türkiye Kamu-Sen Konfederasyonu.

Türk Eğitim Sen- Türk Sağlık Sen- Türk Büro Sen- Türk İmar Sen- Türk Enerji Sen- Türk Yerel Hizmet Sen- Türk Diyanet Vakıf Sen- Türk Ulaşım Sen- Türk Kültür Sanat Sen- Türk Tarım Orman Sen- Türk Haber Sen. Türk Emekli Sen.

İşte bu 12 sendikanın üyesi olduğu Türkiye Kamu Sen

Konfederasyonu 600 bin üyesi olan büyük bir sivil toplum kuruluşu ve ailedir.

Geçtiğimiz günlerde arka arkaya öğretmen ve öğrencilerimiz acı yaşadı.

Ne yaptı bu konuda Türk Eğitim-Sen 1 ve 2 No’lu şube başkan ve üyeleri?

Yürüdüler ve seslendiler anlayanlara…

“Türk Eğitim-Sen Bursa Şubeleri olarak, okul saldırılarında hayatını kaybeden öğretmen ve öğrencilerimizi anmak ve eğitimde şiddeti lanetlemek amacıyla Bursa Heykel Atatürk Anıtı önünde kıymetli eğitim çalışanlarımızla bir araya geldik. Ardından Setbaşı Köprüsü’ne kortej halinde yürüyüş gerçekleştirerek köprü üzerinde anma etkinliğimizi düzenledik. Etkinlik kapsamında köprünün demir korkuluklarına siyah kurdeleli kalemler astık. Bu kalemler; hikâyeleri ve hayalleri yarım kalan gözbebeğimiz öğrencilerimizi, şehitlik mertebesinde gördüğümüz meslektaşlarımızı ve güvenli okul, umutlu gelecek isteyen tüm eğitim çalışanlarını temsil etmektedir. Ayrıca, şehit öğretmen ve öğrencilerimizin isimlerinin yer aldığı ve köprü korkuluklarına astığımız afişlerin önüne karanfiller bırakarak saygımızı sunduk. Etkinliğimizin son aşamasında ise Cuma namazının ardından Yeşil Cami’de kaybettiğimiz canlarımız için gıyabi cenaze namazı kıldık. Geride bıraktığımız hafta yaşanan acı verici olaylar tüm yönleriyle titizlikle araştırılmalıdır. Sanal ortamda kolaylıkla değiştirilebilen, silinebilen ve yeniden kurgulanabilen içeriklerin, gerçek hayatta da bireyler üzerinde yönlendirici etkiler oluşturabildiği tehlikeli bir sürece girildiği görülmektedir. Bu nedenle yetkilileri; sosyal medya ve sanal dünyayı daha etkin şekilde denetleyecek, toplumsal güvenliği önceleyen mekanizmaları acilen hayata geçirmeye davet ediyoruz.”

Bursam Medya -

Ne güzel ve net konuşmuş Türk Eğitim-Sen Bursa 1 No’lu Şube Başkanı Ömer Işıkoğlu ve Türk Eğitim-Sen Bursa 2 No’lu Şube Başkanı Fatih Gümüş.

Ne diyordu her maçta Bursaspor taraftarları?

“Anlayan anladı”.

Anlamalılar.

Üç Maymunu ya da “boş ver yarın unutulur” demeyi bıraksın bazıları.

Bir de o kadar güzel şiir okudular ki anlamamak için zekâ sorunlu olmaları gerek.

Azerbacan’lı Şair Mehmet Aslan’ın şiiri idi bu.

Karanfil, şehit gani: Ağla, karanfil, ağla! Ağla, inlet meydanı: Ağla, karanfil, ağla!…

Eğitim camiamızda son günlerde yaşanan elim hadiselerde sadece insanlar değil, hayaller de hayatını kaybetti. O gün bir okulun kapısı açıldı… İçeriye umut, hayal, dünya girdi. Ama o umut, hayal sustu, dünya karardı ve bir daha çıkamadı.

Sıraların üzerinde açık kalan defterler var oldu o gün şimdi ise ağlayan karanfiller… Kenarına özenle yazılmış isimler, cümleler vardı şimdi ise yarım kalan hikayeler…

Tahtada silinmemiş bir ders konusu. Şimdi ise hayatlar yarım ve son ders. Belki bir öğretmenin son cümlesi hâlâ orada asılı duruyor: “Çocuklar…” O cümle tamamlanamadı.

Bir öğrencinin kalemi, en sevdiği kelimenin ortasında sustu. Bir başkasının hayali, büyüyeceği günlere varmadan söndü. Bir öğretmenin emeği, bir ömrün ortasında kesildi. Bugün eğitim camiası elim hadisenden dolayı  eksik uyandı. Karanfiller ağladı. Kalemler yazmadı…

Bursa’da Setbaşı Köprüsü’ne bağladığımız siyah kurdeleler, rüzgârla birlikte ağır ağır dalgalanıyor. Her biri bir yasın, bir vedanın, bir suskunluğun simgesi. Kurdelelerin yanındaki kalemler ise konuşuyor aslında… Yazamadıklarını anlatıyor bize.

“Biz buradaydık” diyorlar.

“Biz yazacaktık” diyorlar.

Ama şimdi hepsi yarım. Bu elim hadise bizlerin kalbinde açılan derin bir boşluk. Bu, hepimizin içinde taşıdığı bir sızı oldu.

Çünkü bir çocuk vefat ettiğinde, sadece bir hayat değil, bir gelecek de toprağa verilir. Çünkü bir öğretmen sustuğunda, sadece bir ses değil, bir ışık da söner. Bugün siyah kurdeleler sadece köprülerde değil… Hepimizin yüreğinde.

Ve o kalemler…

Bir gün yeniden yazılabilsin diye, köprülere bağladık. Biz unutmamak zorundayız. Çünkü bazı hikâyeler yarım kalmamalıydı. Biz söz veriyoruz kalmayacakta.  Kalemler yazmalı, Karanfiller yeniden gülmeliydi…

Ve bir kez daha yüksek sesle haykırdılar…

“Eğitime sıkılan kurşun geleceğimizi karartan en büyük ihanettir.”

Babam öğretmendi.

İlk okula gittiğimizde Rahmetli Öğretmenim Zeliha Çetin’e yanımda şöyle dedi…

“Zeliha Hanım; eti sizin, kemiği bizim. En küçük saygısızlığında ya da tembelliğinde ne gerekiyorsa yapın.”

Ben de çocuklarımı o şekilde eğittim.

Ve şu anda kızım da öğretmen.

Ne demişti Rahmetli Atamız?

“Dünyanın her tarafında öğretmenler, insan topluluğunun en özverili ve saygıdeğer unsurlarıdır.”

“Unutmayınız ki cumhurbaşkanı bile sınıfta öğretmenden sonra gelir.”

Başka söze gerek var mı?

Bursam Medya -

İyi ki Türk Eğitim Sendikaları var.

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

eight + seventeen =

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER