Yenişehir Kirazlıyayla Mahallesi’nde faaliyet gösteren maden tesisine ait 4 milyon metreküp kapasiteli atık barajında meydana gelen hasarın ardından tehlikeli atıkların çevreye yayılması endişe yaratmaya devam ediyor.
Dün CHP Bursa Milletvekili Nurhayat Altaca Kayışoğlu’nun açıklamasına yer vermiştim.

Bugün de TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası Güney Marmara Şube Başkanı Mehmet Yıldız, yaşananların bir çevre felaketi olduğunu vurgulayarak, bu risklerin yıllar önce hazırlanan teknik raporlarla açıkça ortaya konulduğunu söyledi.
Ve devam etti…
“Ne yazık ki bugün yaşananlar sürpriz değildir. Bu felaketin geleceğini 2020 yılında raporladık. JMO Güney Marmara Şubesi tarafından oluşturulan komisyon, olayın hemen ardından bölgeye gidip teknik incelemeler ve tespitleri yaptık. İncelemeler sonucunda tehlikeli atıklarım çevreye yayıldığını tespit ettik. Bu olay sadece bir teknik arıza değil, yanlış madencilik politikalarının ve hatalı ÇED süreçlerinin doğal bir sonucudur. Nihai ÇED raporunda atık barajının yapılacağı alan yüzde 15 ila 30 eğime sahip. Bu durum ciddi bir risktir, tehlikedir. Atık barajından çıkan suyun arıtılarak yeniden kullanılacağı söyleniyor ancak arıtma sistemine ilişkin projede hiçbir bilgi yok. Flotasyon tesisinde kullanılan suyun geri kazanılacağı ifade ediliyor ama sistem projede yer almıyor. Buna rağmen firma, hiçbir şekilde atıksu oluşmayacağını iddia ediyor. Bu teknik olarak mümkün değil. Deşarj kaçınılmazdır ve bunun sonucu yeraltı su kaynaklarının kirlenmesidir. DSİ tarafından tarımsal sulama amacıyla tahsis edilmiş suların başka amaçlarla kullanılması yasal değildir. Ayrıca İznik Gölü’nün mevcut su seviyesi bile mevcut talepleri karşılamaya yetmezken, bu projelerin nasıl onaylandığını anlamak mümkün değildir. Kirazlıyayla’daki maden işletmesi için 2019 yılında verilen ÇED olumlu kararıyla faaliyetlerin sürdürüldüğü tesisin büyütülmesi ve ikinci bir atık barajı için yeni bir ÇED süreci başlatılmasını anlamak mümkün değil. Son dönemde hazırlanan birçok ÇED raporunu inceledik. Bu raporların büyük bir kısmında jeolojik, jeoteknik, hidrojeolojik ve afet riskleri yeterince değerlendirilmemiştir. Birçok rapor bilimsel temelden uzak, kopyala-yapıştır anlayışıyla hazırlanmıştır. Dahası, bazı raporlarda jeoloji mühendislerinin sürece dahil edilmediğini, hatta sahte imzaların kullanıldığını tespit ettik. Kuzeyinde İznik Gölü, güneyinde Yenişehir Ovası bulunan Kirazlıyayla Mahallesi’nde yaşanan çevre felaketinin takipçisi olmaya devam edeceğiz. Bölgede acilen jeolojik, jeoteknik, hidrojeolojik ve hidrojeokimyasal araştırmalar başlatılmalıdır. Soyut ve hayali verilere dayalı ÇED ve maden işletme raporları esas alınarak yürütülen madencilik faaliyetlerine derhal son verilmelidir”

Acı gerçekler.
“Bu olay sadece bir teknik arıza değil, yanlış madencilik politikalarının ve hatalı ÇED süreçlerinin doğal bir sonucudur.”
“DSİ tarafından tarımsal sulama amacıyla tahsis edilmiş suların başka amaçlarla kullanılması yasal değildir.”
“Ayrıca İznik Gölü’nün mevcut su seviyesi bile mevcut talepleri karşılamaya yetmezken, bu projelerin nasıl onaylandığını anlamak mümkün değildir.”
“Birçok ÇED raporunu inceledik. Bu raporların büyük bir kısmında jeolojik, jeoteknik, hidrojeolojik ve afet riskleri yeterince değerlendirilmemiştir.”
“Jeoloji mühendislerinin sürece dahil edilmediğini, hatta sahte imzaların kullanıldığını tespit ettik.”
Bu sözler üzerine hiçbir kelime yazmam.
Ne diyordu Bursaspor taraftarları?
“Anlayan anladı”
Birileri herhalde anlamıştır ve yapılması gerekenleri yapar.
YORUMLAR